Sanki çocuklar doğmadan önce birisi gelip bizimkilerin kulağına şöyle demiş "her kim ki en çok oyuncağı (şekeri çikolatayı dondurmayı da saymak lazım ama başka bir yazıda artık) alır o kişi çocuğun gönlüne taht kurmak suretiyle en mutlu ebeveyn olacaktır. Gururla söyleyebilirimki ben listenin en sonundayım. Ev oyuncakçı dükkanı gibi ve bu beni çok rahatsız ediyor.
Bence evimizdeki oyuncak miktarı yeterinden fazla. Ha! bir de bu oyuncaklarla oynansa içim yanmayacak. En eğlendikleri en sevdikleri oyuncaklar benim tencere tavalarım. Ne anladım ben dünyanın parasını verdiğimiz o oyuncaklardan.
Ben bol bol kitap alıyorum ve aldığım her kitap küçük cadılar tarafından tekrar tekrar okutuluyor.
Ben bol bol kitap alıyorum ve aldığım her kitap küçük cadılar tarafından tekrar tekrar okutuluyor.
Anne "1" ailenin geri kalanı "0".
Kitapları alırken konusuna, vermeye çalıştığı mesaja, çizimlere, dikkat ediyorum. Sanırım bu dikkatim ve özenim işe yarıyor, çünkü her akşam en az 2 kitap (yakın zamana kadar 3 kitaptı) okunmasını istiyorlar. Onlarca defa (hatta bazısını 40 kere okumuşumdur) okunduğu halde aynı heyecanla dinliyorlar.





