Günlük koşuşturmaca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günlük koşuşturmaca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ekim 2013 Cuma

Üniversitelerde panayır

Üniversite panayırı




Dün mutfak raflarımı düzelttim biraz. 

Yemek takımım yıllar içinde kırıla döküle eksildi. Eksiksiz bir takım için bir kaç yıl daha beklemeyi planlıyorum. Kızlar büyüsün, kırılacaklar kırılsın. O benim tabağım! ben çiçeklide yiyeceğim! ben arılıyı istiyorum! tartışmaları bitsin, o zaman alacağım güzel bir takım. Mutfak dolapları "çingene çalıyor kürt oynuyor" gibi durunca güzel durmuyor tabii. Durmuyor da.... eskilerini ne yapacağım diye düşünüyorum. Evet elbette birisine verebilirim. Ama benim aklıma daha güzel bir fikir geldi. Bu fikrimi de yaymak için face'ime ve çok okunan tüm bloglara yazmanın uygun olacağını düşündüm. Belki beni okuyan bir dekan veya rektör bu projeyi hayata geçirir. 

29 Ağustos 2013 Perşembe

Ev alırken nelere dikkat etmek gerekiyor


Dün bütün gün tapu işleriyle uğraştık. Olmadık aksilikler çıktı bol bol tecrübe edindim. Aşağıda yazdıklarımın hemen hepsi başımıza geldi. Başımıza geldikçe de hep "ah keşke önceden bilseydik" dedim. 

Tapuda başımıza gelenler sizlere de yardımcı olur belki düşüncesiye bazı püf noktaları paylaşmak istedim. 

10 Temmuz 2013 Çarşamba

İdeal Kreş Nasıl Olmalı?

Çok ağlıyor..."ama ben seni bulamadım" diyor.... "ben de seninle işe geliyim" diyor. Her cümlesi ok gibi. Kendi gözyaşları sicim gibi akıyor. Begüm'de de yarım saat kalıp konuşup ikna ederdim aynı şeyi Müge'ye de yapıyorum. Begüm'de de işe yaramazdı Müge de de yaramıyor. gitme diyor.

Kreşimiz çok güzel. Kreş binası olarak inşa edilmiş. Minnacık, tek katlı, sevimli bir yapı. Nerdeyse 20 yılllık bir kreş, sahibi de öğretmenler de gayet tecrübeli. Bence civarda verilebilecek en sevimli en sıcak kreş mekanı. Bence sıcak bir mekan ama ya kızlarım için. Onlar ne düşünüyor acaba. Bukadar ağladığına göre benim düşüncelerimi paylaşmıyor.

Ben çocuk olsam nasıl bir kreşte olmak isterdim? 

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Tatilden Enstantaneler



Sabah saat 7.00,  uçağa biniyoruz; Her ikisi de cam kenarına oturabilsin diye arka arkaya iki koltuk aldık. Ben Müge (2,5) ile oturacağım, Begüm (6) arkamızda babasıyla oturacak.

- Ben de annemin yanına oturmak istiyorum.
- (Babası) kızım ne fark eder? hadi gel aşağıya bakalım, her şey ne kadar küç.....
- Yaaa ben annemin yanına oturacağım 
- Üçümüz yan yana oturursak aşağıyı seyredemezsin, Müge sen babayla oturur musun? 
- (Babası) Gel Müge bak sana ne vereceğim?
- (Müge) yaaa ben annemle oturmak istiyooom, kalkmıycam işte.
- Begümcüğüm az sonra gelmiş oluruz zaten. Bak hostes ablalar da kızıyor.
- (Sonunda eşimin aklına geliyor) Kim çubuk kraker isterrr??
- Ben! 
- Ben!

Çok şükür......

Tarihe Not; Çubuk kraker, nesquickli toptop cornflakesler, boyama kitabı ve yaz boz tahtası bir saat süren yolculuk boyunca çok işe yaradı.

18 Haziran 2013 Salı

30 Mayıs 2013 Perşembe

Eğitimin en güçlü temeli evde atılıyor galiba "Tot Schooling"


"Tot" Türkçede kullandığımız; bızdık, yumurcak, ufaklık gibi bir kelime schooling ise eğitim öğretim terbiye. Genel anlamı "evde oynanan oyunlarla ufaklıklara yönelik eğitim öğretim faaliyetleri".  Püf noktası ise faaliyetlerin tamamen çocukların ilgi alanlarına göre seçiliyor olması. Faaliyetin cinsine, çocuğunuzun ilgisini çekip çekmemesine göre belli sayıda faaliyet belirleyip bunları çocuğunuzla birlikte yapıyorsunuz. Çocuğunuzun okul öncesi belli yetenekleri, el becerilerini kazandırmak için yaptıracağınız bu faaliyetler sırasında çocuğunuzla iletişiminizi de çok güzel gelişiyor. Ben yaklaşık 3 haftadır uyguluyorum. Henüz bir program yapamadım.

24 Mayıs 2013 Cuma

İyi Öğretmen Kimdir?



Begüm bu sene (belki) ilkokula başlayacak. Okul seçimime temel oluşturan iki tane kriterim var. İyi öğretmen, eve yakın okul.  Peki benim için iyi öğretmen kimdir?? nasıl karar vereceğim? Müstakbel öğretmeniyle biraz konuşup, sohbet edip dünya görüşünü, çocuklara bakışını anlamaya çalışarak karar verecektim. Geçen gün "www.ozgurbolat.net" 'de çok güzel bir çalışma okudum. Kısa ve öz bir anlatımla kaleme alınmış yazının can alıcı olduğunu düşündüğüm bazı bölümlerini kesip yapıştırdım, yazının tümüne buradan ulaşabilirsiniz. 

21 Mayıs 2013 Salı

Çocuklarla İletişim


Büyük kızım 2,5 yaşında kreşe gitmeye başladı. Bir hafta sonra öğretmeni "ne istediğini çok iyi bilen bir çocuk demişti". Begüm, benim inatçılık ilk ve daha sonraki kreş öğretmenlerinin tanımına göre "ne istediği bilen çocuk" olma özelliğini 2 yaşından itibaren göstermeye başlamıştı. Bez kullanmayı kendi kendine bıraktı mesela, bir gün altını bağlarken -altımı bağlama demişti, ben çiş yapmam-. Gerçekten de yapmadı. Akşamları bağlıyordum bir ay sonra onu da bıraktırdı. Ayağımda sallıyordum, ben kendim uyumak istiyorum dedi (gerçi şimdilerde kardeşini kıskandığı için arada ayakta sallanmak istiyor), kendim yerim, kaşık ver. Daha bir sürü örnek. Ben ise biraz annemden gördüğüm katı sistemin etkisi, biraz acemilik, biraz tahammülsüzlükle çocuğumla inatlaşma yoluna gidiyordum. Şimdi durum, ne söylersem benimle inatlaşan bir çocuk oldu. Oysa bazen sessizce gözlemliyorum son derece olgun bir çocuk, nazik ve duygusal. Fakat inatlaşmalarım ve bazen de dayatmalarım çocuğu söylediklerime karşı dirençli yaptı sanırım. Ne kadar yanlışmış. Okuduğum bir yazı, "çocuğunuzla iyi iletişim sadece çocuğunuz için değil sizin iyi hissetmeniz için de önemli diyordu". Bazı önerilerde bulunuyor. Birkaç tanesini uyguladım gerçekten kolayca yapılabilecek ve her iki tarafı da mutlu edecek öneriler....

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Hiç b..tan bir sebepten kavga olur mu?


Pazar sabahı ailecek kahvaltımızı yaptık. Güzel. Herkes yemeğini yedi. Ufaklık tuvalete gitti. Ben mutfağı toparlıyorum. Büyük kızım da odasında oynuyor. Baba gazete okuyor. Harika. Sonrasında....

9 Mayıs 2013 Perşembe

Her şeyi devlet okulundan beklememek lazım (1)


Daha önce de yazdığım gibi kızımı devlet okuluna göndermeye karar verdim. Kızlarım ile ilgili ne karar alırsam alayım mutlaka aklımda soru işaretleri oluyor. Kararsızlık terazim öylesine dengede duruyor ki, bir taraftan bir tarafa doğru milim oynamıyor dolayısıyla da seçimi yapmak için "portakalı soydum ..." yolunu denemekten başka seçenek kalmıyor. 

Devlet okuluna karar verdikten sonra araştırma yapmaya başladım,  özel okullarda verilen "özel eğitim" eksikliğini evde nasıl giderebilirim sorusunu cevabını arıyorum. Hani şu "analitik düşünme yeteneği kazandırıyoruz", "el becerilerini geliştirmeyi hedeflliyoruz", "çocuğun içindeki cevheri ortaya çıkarıyoruz", "bilmem ne eğitim metoduyla çocuğunuzu şekillendiriyoruz" türünden "özel eğitim"ler. Ben evde neler yapabilirim?...

7 Mayıs 2013 Salı

Kızımla Birlikte Devlet Okuluna Hazırlanırken..


Özel okul mu devlet okulu mu tartışmasında sanırım herkesin hem fikir olduğu tek nokta "öğretmeni iyi olsun", elbette öğrenci de iyi olmalı. İki gün önce son derece parlak bir öğrencilik hayatı olan arkadaşımın oğlu hakkında konuşurken arkadaşım "kızım için de hep oğlumunki gibi bir öğretmen diliyordum sonra öğretmen olan kız kardeşim dedi ki;  -abla o öğretmenin nesi iyiydi allah aşkına sınıfın hepsi döküldü bir tek senin oğlun aldı başını gitti 24 kişilik sınıfta sadece birisi başarılıysa o öğretmenin başarısı değildir-" dediğini anlattı...
Özel okul arayıp duruyoruz aslında "eğitim öğretim" faaliyeti ağırlığın büyük oranda öğrenci ve öğretmende olduğu ama %20-30'da anne babaya bağlı bir sistem. Adı üstünde eğitim-öğretim. Çocukken parmaklarla yapılan oyun gibi; bu eğitmiş, bu öğrenmiş, bu tekrar ettirmiş, bu aile içinde huzurlu ve mutlu bir ortam hazırlamış, çocuk da hayata atılıp "hep bana hep bana" demiş :)  Çok büyük bir değişiklik olmaz ise çocuğumu evimizin yakınında, ağaçlar arasında yerleşmiş devlet okuluna göndereceğim çıkışta da tam karşısındaki kreşe etüde gidecek. Özel okul testlerinde yapılan bilgilendirmeleri değerlendirdiğimde kızımla devlet okuluna hazırlanırken şu faaliyetleri yapmamızın iyi olacağını düşünüyorum.... 

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Özel Okul mu? Devlet Okulu mu?



Cumartesi günü Ankara Çayyolundaki Doktorlar Eğitim Koleji görüşmemiz vardı. Diğer okulların nasıl olduğunu bilmiyorum, Doktorların sahibi ilköğretime başlayacak çocukların hem kendisi hem de ailesiyle görüşme yapıyormuş. Gayet profesyonelce. Küçücük bir okul olmasının da etkisi var tabii. Aklım çok fazla karışmasın diye çok fazla okul gezmedim. Bir de MEV'e (Milli Eğitim Vakfı) bakacağım. Ama gönlümdeki okul şuanda kızımın anaokuluna devam ettiği "Koru İlköğretim Okulu". Doktorlar Koleji ile ilgili ilk izlenimlerim şöyle....

30 Nisan 2013 Salı

Çocuğunuz kaybolursa ne yapacağını biliyor mu?


CEPA'da kaybolursa ne yapacağını görmek için saklandığım kızıma bir daha kaybolursa ne yapması gerektiğini şöyle anlattım; 
  • Olduğun yerde bekle "ANNE, BABA" diye bağır. 
  • Bu sırada yanına gelerek elini tutmaya çalışan veya seni bize götüreceğini söyleyerek yanına yaklaşan kişilere  "HAYIR SEN BENİM ANNEM BABAM DEĞİLSİN ONLAR BENİ BULURLAR" diyerek bağır, sana dokunulmasından hoşlanmadığını bizlerin de buna çok kızdığımızı söyle.  
  • Eğer o bu kişi seni götürmek için ısrarcı olursa (Allah korusun) MUTLAKA SEN BENİM ANNEM BABAM DEĞİLSİN diyerek bağırmalısın. (Çünkü o kadar ses içinde insanlar çocuğumuzu kendi ailesine kapris yapıyor şeklinde değerlendirebilir. Çocuğu götürmeye çalışan kişinin anne veya babası olmadığının duyrulması çok önemli)
  • Cebine bizlerin isim ve telefonlarımızın yazılı olduğu bir not koyduk, zaten babanın cep telefonunu da biliyorsun, üniforması olan bir güvenlik görevlisi, veya kocaman bir mağazanın kasasında duran kişiye (ama sadece kasasında duran kişiye) giderek cebindeki nottan bizi aramasını rica edebilirsin.
  • Herhangi birisi seni götürmek isterse ASLA gitme, hep kalabalığın içinde ol. Kalabalıktan sakın ayrılma. 


Benim bildiklerim bu kadardı, daha fazla anlatıp hepsini unutmasını istemedim. Az ama öz bilmeli diye düşündüm....  

Kızıma kaybolursa ne yapacağını öğrettim



İki hafta önce pazar günü öğleden sonra CEPA Alışveriş Merkezine gitme gafletinde bulunduk. Hırkaları, beslenme çantaları yetmiyormuş gibi bir de scotters'ını almak istedi ve ben de ne yazık ki kabul ettim!!!

O kalabalıkta scooters'ına binen kızım tüm uyarılarıma rağmen bizi bırakıp yanımızdan ayrılıyor, 30-40 m gittikten sonra da dönüp geliyormuyuz diye kontrol ediyordu. Ufaklık oraya buraya serpiştirilmiş oyuncaklara takılıyor, babamız havalara bakarak geziniyor, öyle olunca tüm iş ortada bir yerde durup bir gözümle sağa bir gözümle sola bakmaya çalışan bana kalıyordu. Sonunda  "nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir" diye düşünerek ufak kızımı babasına emanet ettim, büyük kızımı görünmeden takip etmeye başladım. Epey uzaklaşmış olan kızım arkasına dönüp baktı, beni göremedi ve oyun başladı....

29 Nisan 2013 Pazartesi

Dişim Çok Acıyor Anne!

Büyük kızımın kendisinden 1 yaş büyük iki kız arkadaşı var. İkisi de birer süt dişini kaybetti. Genelde benimkine -sen küçüksün- muamelesi yaptıkları için kızım onları taklit ederek, büyüdüğünü ispatlamaya çalışıyor. Winx'ler küçük bebekler içinmiş, saçını beline kadar uzatacakmış, neden herkesin ipad'i varken onun yokmuşmuş. 

Son hikayemiz bir akşam -anne benim de dişim sallanıyorla- başladı. Dişi sallanmıyordu elbette. Gece yatmadan önce kitaplarını okurken kızım da eliyle dişini sallayıp "anne dişim çok acıyor" mızmızlanması  yapıyordu. Hemen dişini kontrol ettim bir şey yoktu, ilk 4-5 sefer sakin bir ses tonu ve sevecenlikle dişinin çıkamayacağını anlattım 5. seferden sonra artık sevecenlikten eser kalmamış yapmacık bir kibarlıkla onu ikna etmeye çalıştım 8.'de artık iyi bir çıkıştım o da bir daha dişi hakkında konuşmaktan vazgeçti.

Merhabalar


İkinci kızıma hamileyken, soranlara ikincisinin de kız olduğunu söylediğimde en genel  cevap "olsun, sağlıklı olsun da hepsi evlat"'dı daha sonra sırayla şu cevapları duyuyordum;  "hay Allah bu da oğlan olsaydı keşke", "bir oğlan bir kız ne güzel olurdu".  Oysa ben 5 tane çocuğum olsa beşinin de kız olmasını isterdim. Dün Hürriyet gazetesinde Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun röportajında da "kız evlat ömrü uzatıyor" tespitini okuyunca ne kadar şanslı olduğuma bir kez daha inandım.  Kızlarımdan birisi 5 yaş 7 aylık diğeri 2 yaş 5 aylık. Biri esmer biri sarı, büyük kızım hareketli (moda deyimiyle) küçük kızım (şimdilik) daha uysal. Nasıl bir yetişkin olacaklar ve ben annelik maceram boyunca nasıl bir anne olacağım? Birinci kızımda daha tahammülsüzdüm, daha acemiydim. Yanlışlar yaptım. Gittikçe biraz daha sabırlı oluyorum, yapılması gereken işler konusunda pratiklik kazanıyorum. Onlar mı beni büyütüyor ben mi onları acaba?